Fyodor Dostoyevski Kimdir? 2022

Fyodor Dostoyevski Kimdir ? 2022

Fyodor Dostoyevski denildiğinde ilk akla gelen Suç ve Ceza, Budala, Ezilenler gibi dünyaca ünlü eserleridir. Bunun yanında ayrıntılara verdiği önem, keskin bir gözlem ve kurgulamadaki yeteneği, güçlü ve sağlam roman karakterleri ya da varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri olduğu Dostoyevski’nin romanları ile ortaya koyduğu yazarlık kimliğidir. Ancak pek azımız Dostoyevski’ nin yaşamına dair bilgi sahibiyizdir.

Fyodor Dostoyevski kimdir, nasıl bir hayat yaşamıştır bunlardan bahsedelim. Dünya klasikleri arasına giren eserleri ile en çok okunan ünlü Rus roman yazarlarındandır. Tam adı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Moskova ‘ da 1821 yılında altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda annesini kaybetmiştir ve bu büyük kaybın eserlerine yansıdığını söylemek mümkün olacaktır. Kişiliği ve dünya görüşüyle bağdaşmayan mühendislik okulunu babasının ısrarı ile okumuştur. Ancak bu mesleği icra etmemiş ve yoksul bir hayat yaşama pahasına yazarlığı tercih etmiştir. Bu dönemde çeviriler yaparak geçimini sağlamıştır. Yazarlık konusunda adını duyurmaya başladığı yıllarda genç liberallere katılması hayatını değiştirdi. Bir komploya karıştığı iddiasıyla cezai yaptırımlar ile karşı karşıya kalan Dostoyevski, 8 ay hücrede yattı ve hemen sonrasında ölüm cezasına çarptırıldı. Ölüm cezası infazına saniyeler kala affedilerek, Sibirya Omsk Cezavine sürgün edildi.

Burada hapis hayatının zorluklarıyla beraber sara nöbetleri başladı. Ancak bu dönemde Rus halkını daha iyi gözlemleme fırsatı bulan Dostoyevski gerek bu dönemdeki gözlemlerini gerekse yaşadığı rahatsızlıkları eserlerine yansıtmıştır. Cezaevinde geçen dört yılın ardından er rütbesiyle başladığı askerlik hizmeti subaylığa kadar yükselerek devam etmiştir.  1857 yılında evlendi ve 1859 yılında özgür kalması ile Petersburg’ a yerleşti.  Özgür kalması ve evlenince maddi sıkıntıları artan Dostoyevski yazmaya yeniden başlamıştır. Bu dönemde dünyaca ünlü ve dünya kalsikleri arasına girmiş eserlerini yazmıştır. Dönem dönem çöküşler yaşayarak romanlarından istediği övgünün aksine olumsuz eleştirilerle karşılaşmıştır. Karısının ölünden sonra sekreteri ile evlenen Dostoyevski bir kız çocuk sahibi olmuştur. Fakat kızı doğumundan kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Bu ölüm Dostoyevski’ nin hayatında büyük bir yıkım yaşamasına sebep olmuştur. Ocak 1881 yılında bir ciğer kanaması ile yatağa düşen Dostoyevski, 28 Ocak 1881 yılında vefat etmiştir.

Arkasında bıraktığı eserleri, çalkantılı hayatı ve farklı karakteri ile günümüzde en çok okunan ve halen hatırlan bir yazardır. Değeri ölümünden sonra anlaşılan ve dünya edebiyatına damga vurmuş bir yazar olduğunu da söylemek mümkün olacaktır.

Çocukluğu ve gençliği

Dostoyevski’nin doğum yeri olan Moskova’daki Mariinskiy Hastanesi

Dostoyevski, Mihail ve Mariya Dostoyevski’nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova‘da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu.[5] Babası Mihail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinskiy Hastanesi’nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova’nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mihail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski’nin annesi Mariya ise bir tüccar kızıydı.[1]

Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi.[1] Babasının çalıştığı huzurevi hastanelerinde bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova’da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu’na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için “Ateş Fedya” lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg’da zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839’daki ani ölümünü burada öğrendi.[1][4]

Eşinin ölümünden sonra kendisini içkiye daha çok veren babası Mihail bu olayın ardından sahibi olduğu toprağa çekilmişti. Mihail’in ölümünün sebebi tam olarak bilinmiyor. İddialardan biri, eşinin ölümünden sonra toprağına çekilen Mihail’in buradaki köylülere çok kötü davrandığı ve onun kötülüklerine katlanamayan köy halkının en sonunda onu öldürdüğüdür.[6] Bir başka iddia da Mihail’in tamamen doğal sebeplerden öldüğüdür. Babasının ölümünü Petersburg’da haber alan Dostoyevski, onun ölümünü istediği düşüncesi yüzünden depresyona girdi. Sara nöbetlerinin ilkini hayatının bu evresinde geçirmeye başladı. Petersburg Mühendis Okulu’ndaki öğrenimini başarıyla bitirerek, asteğmen rütbesiyle Petersburg’daki İstihkâm Müdürlüğü’nde göreve verildi. Ancak bu görevi bir yıl sürdürebildi. Askerlikten nefret eden Dostoyevski görevinden istifa ederek yazarlığa başladı.[1]

İlk yazarlık dönemi

Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski’nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı.[7] Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı.[2] Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski’ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında “Yeni bir Gogol doğdu” diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı.[8] Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hâlinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti.[9]

1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski’nin umudunu kırdı.[9] Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi.[2]

1863 yılında Dostoyevski

Sibirya’ya sürgün

Dostoyevski, 23 Nisan 1849 tarihinde devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiasıyla sekiz arkadaşı ve ağabeyi ile birlikte tutuklandı. Ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski, sekiz ay hapishanede yattıktan sonra diğer dokuz komplocu ile idam edilecekleri yere götürüldü.[10] Tam kurşuna dizilmek üzerelerken af kararı çıktı. İdam cezası, dört yıl kürek ve altı yıl adî hapis cezasına dönüştürüldü. Sibirya‘daki Omsk Kalesi‘ne sürüldü.[9] Suç ve ceza kavramları ile en yoğun şekilde burada tanıştı. Kürek mahkûmu olduğu süre içinde, kolları damgalandı, kafası tıraş edildi ve taş kırdı. Sara nöbetleri yüzünden birçok kere hastaneye kaldırıldı. Burada geçirdiği yıllar İncil’i ve mahkûmlardaki gönül zenginliğini keşfetmesine olanak sağladı.[1]

Sürgünde geçirdiği dört senenin ardından 1854 yılında kürek cezasından kurtularak er rütbesi ile kışla hizmetine verildi. Semipalatinsk‘te zorunlu ikamete mahkûm edildi. Burada bulunan Alayın Yedinci Hat Taburunda beş yıl görev yaptı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılının Şubat ayında, veremli ve dul Mariya Dmitriyevna İsayeva ile, subay kocasının ölümünden sonra evlendi. Dostoyevski, Isayeva ile ona acıdığı için evlendi.[1][4]

İkinci yazarlık dönemi

1859’da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg’a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı.[11] Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölüler Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı.[11] Romanda bir zihnin derinliklerine indi.[9] Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie)[12] ve Kumarbaz (İgrok)[13] adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza‘yı 1868 yılında Semipalatinsk‘te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya‘dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail’e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında

Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır

diye yazdı.

Dostoyevski’nin ikinci eşi Anna

Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov‘un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza‘yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski’nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866,[14] Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870,[15] Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı.[16] Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi.[9] Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi.[11] 1875’te Delikanlı (Podrostok), 1876’da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[17] ve 1879’da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı.[18] Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler‘de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyeviç Solovyov‘dan ilham aldı.[19] Zosima ve Alyosha’nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı.[4] 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.[2]

Fyodor Dostoyevski  Romanları; 2022

(1846) İnsancıklar
(1846) Öteki
(1849) Netochka Nezvanova
(1861) Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
(1862) Ölüler Evinden Anılar
(1864) Yeraltından Notlar
(1866) Suç ve Ceza
(1867) Kumarbaz
(1869) Budala
(1872) Ecinniler
(1875) Delikanlı
(1881) Karamazov Kardeşler